Kadın, yeniden doğuş, vizyona hönkürme – Burcu Bakdur, Ceylan ertem, Harun Can, Murat Şen

0 29

Bugün Babala TV’de yeni bir program başladı ve bayıldım sizlerle paylaşmak istedim dikkat zihin açar!

1 saat 12 dakika olmasına rağmen ben her dakikasını büyük bir zevkle izledim, özellikle daha önce baka bir yede dinleme fırsatı bulmadığım Harun Can ve Murat Şen programı güzelleştiren unsurlar oldu birazda duruşları etkiledi beni, bir insanın duruşundaki tavrı beni çok etkiler özgür düşünen, kişilerin yaşayışlarına saygı gösteren kişiler her zaman için saygı duymuş ve etkilenmişimdir tıpkı Ceylan Ertem’e duyduğum aşk gibi Ceylan Ertem bende kadının karşılığıdır

bugün çok şanşlı olacamki bir kadınla tanıştım ve malesef hiç hoşlanmadım çünkü erkek gibi davranıyordu çünkü sözüm bitmeden cümlenin ortasına atlıyordu tahammül sınırlarımı zorluyordu, bugün çok şanşlıyım bir kadın tanıdım okuduğu şiirle samimi yüzüyle, kadınsı eğlenceli olgun tavrıyla, hayat enerjisiyle, mimiğiyle beni etkilediği, sanat kokuyordu saçlarının buklesi

 

bakınız (8:57dk), yaşam belki uzun bir caddedir diyor. fakat yaşam senin ses tınındaki güzelliktir diyorum bende.

 

 

YENİDEN DOĞUŞ

tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir

seni, kendinde tekrarlayarak

çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek.

ben bu ayette seni ah çektim, ah

ben bu ayette seni

ağaca ve suya ve ateşe aşıladım!

yaşam belki

uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği,

yaşam belki

bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı,

yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur,

yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır,

ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi,

şapkasını kaldırarak,

başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle ‘günaydın’ diyen.

yaşam belki de o tıkalı andır,

benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı

ve bir duyumsama var bunda

benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.

yalnızlık boyutlarındaki bir odada,

aşk boyutlarındaki yüreğim,

kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder,

saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu

ve senin bahçemize diktiğin fidanı

ve bir pencere boyutlarında öten

kanarya ötüşlerini.

ah..

budur benim payıma düşen,

budur benim payıma düşen,

benim payıma düşen,

bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,

benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir

ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,

benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir.

ve ‘ellerini

seviyorum’ diyen

sesin hüznünde ölmektir..

ellerimi bahçeye dikiyorum,

yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum

ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda

yumurtlayacaklardır..

küpeler takacağım kulaklarıma

ikiz iki kızıl kirazdan

ve tırnaklarımı papatya çiçekyaprağıyla süsleyeceğim.

bir sokak var orada,

aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla

küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar

bir gece

rüzgarın alıp götürdüğü.

bir sokak var benim yüreğimin

çocukluk mahallesinden çaldığı,

zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu

ve bir oylumla gebe bırakmak zamanın kuru çizgisini

bilinçli bir imgenin oylumu

aynanın konukluğundan dönen.

ve böylecedir,

birisi ölür

ve birisi yaşar.

hiçbir avcı,

çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır.

ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum

okyanusta yaşayan

ve yüreğini tahta bir kavalda

usul usul çalan

küçük hüzünlü bir peri

geceleri bir öpücükle ölen

ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan..

Furuğ Ferruhzad (1935 – 1968)

Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

Senin bu konuya yorumun ne olacak?

Gerekli *

HAKKIMIZDA

facebook twitter youtube flickr ENOTLAR TV LOGOSU_Artboard 13 - ENOTLAR TV LOGO

Arşivler

KAREKOD-umuz

Lower-Third-(Enotlar)